Teheccüd Gecenin Kaçta Kaçında Kılınır? Gerçekten İhtiyacımız Olan Bir Pratik Mi?
Teheccüd, Müslümanların gece namazı olarak bilinen ve aslında hayatımızda çok fazla yer eden bir ibadet. Ama en başta şunu netleştirelim: Teheccüdün tam olarak gece saat kaçta yapılması gerektiğini biliyor muyuz? Hadi gelin, bu namazın zamanını, amacını ve gerçekliğini bir tartışalım. Bence bazı şeyler gereksiz yere abartılıyor, bazı şeyler ise kesinlikle daha fazla üzerinde durulması gereken konular.
Teheccüd Namazı: Kaçta Kılınır, Kaçta Kılınmaz?
Teheccüd, aslında gecenin belirli bir kısmında kılınması gereken bir ibadet. Ancak bazı çevrelerde bunu öyle bir hale getiriyorlar ki, “gece şu saatte, şöyle yapmalısın” diye insanı neredeyse bir zaman dilimi hapsine sokuyorlar. Aslında en basit şekilde söylemek gerekirse, teheccüd namazı, gece uykusundan kalkıp kılınır ve zaman dilimi açısından da “gecenin sonlarına doğru” en verimli vakit olarak kabul edilir. Ancak kimileri bunu gece 3-4’te yapmayı “şart” gibi sunuyor. Gerçekten öyle mi? Veya buna ne kadar bağlı kalmalıyız?
İşte burada tartışılacak bir nokta var: Hangi saatte kılınması gerektiği konusunda çok katı bir görüş birliği yok. Eğer gece kalkıp dua etmeyi ve Allah’a yönelmeyi istiyorsan, aslında her saat bir anlam taşıyabilir. Peki, gece 12’de başlamalı mıyız yoksa gece 2’de? İslam’da esas olan, insanın kalbinde niyetin olup olmaması, değil mi? Teheccüdün vakti, aslında gece vakti diye adlandırılabilecek çok geniş bir zaman dilimi içinde yer alıyor. Ancak buna rağmen, “Teheccüd gecenin kaçta kaçında kılınır?” sorusuna tek bir net cevap verilmiyor, çünkü aslında bu da biraz kişisel bir deneyim meselesi.
Teheccüdün Güçlü Yönleri
Bence teheccüd namazı, insanın ruhunu besleyen bir ibadet. Zaten gece namazlarının çoğunda, insanın içindeki derin düşüncelere daha rahat dalabileceği bir ortam var. Gündüzün karmaşasında kaybolmuşken, gece vakti insanın kalbi daha bir huzura eriyor. Teheccüdün en güçlü yönlerinden biri de bu huzur. Yani her ne kadar “şu saatte kıl” desek de, gece kalkıp huzurlu bir şekilde dua etmek, insanın içini ferahlatıyor.
Bir de, sabah namazına yakın kılındığında, insanın tüm günü huzurlu geçiyor gibi hissediyor. Sabah namazına kalktığında, o gece dua ettiğini ve Allah’la baş başa kaldığını düşündüğünde, insan kendini çok daha enerjik ve güçlü hissediyor. Ya da şöyle söyleyeyim, bir gün teheccüdü kılmadan sabah namazına kalktığında, o gündeki ruh halin çok farklı oluyor. Huzursuz, dağınık ve yorgun hissediyorsun. O yüzden bana kalırsa, teheccüd, hem fiziksel hem de ruhsal olarak büyük faydalar sağlıyor. Ama tabi, burada önemli olan, her gece kalkabilmek değil, kalpten bir niyetle ve samimiyetle o anı yaşamak.
Teheccüdün Zayıf Yönleri
Gel gelelim, teheccüd namazını çok abartanlar ve bunun ne kadar önemli olduğuna dair sürekli baskı yapanlar da var. Bunu gerçekten anlamıyorum. İnsanlar, gece saat kaçta kılacağını düşünüp, uykusuz kalıp, bir taraftan da “Acaba doğru mu yapıyorum?” diye sürekli kaygı yaşıyorlar. Bana kalırsa, dinin bu kadar yükleyici olması biraz gereksiz. Herkesin gecesi farklı, herkesin uyku düzeni farklı. Kimisi sabaha kadar çalışıyor, kimisi geceyi uyuyarak geçiriyor. Bu kadar kategorik bir şekilde bir saatte yapılması gerektiğini savunmak, dinin özünden sapmak değil mi? Dinin amacı insanı huzura kavuşturmak değil midir? Eğer o gece kalkıp dua etmenin, huzuru bulmanın zamanı gece 1 ise, gece 1, gece 3 veya gece 4’te olması neyi değiştirir? Din, aslında kişisel bir yolculuk değil mi?
Bir diğer zayıf yön ise, teheccüdün “gecenin en iyi vakti” gibi bir klişeye dönüşmesi. O kadar çok “gecenin en bereketli vakti” gibi laf duyuyorum ki, sanki gece 3’te dua etmezsen, Allah seni kesinlikle duymayacakmış gibi bir hava oluşuyor. İslam’da Allah’ın rahmeti, her an bizimle değil mi? O yüzden teheccüdü yalnızca bir saatte sınırlamak ve sadece o saatte yapmadıysanız değeri olmayacakmış gibi bir yaklaşımı kabul etmiyorum. Eğer Allah’a dua etmek istiyorsanız, saatin ne önemi var?
Sonuç: Teheccüdün Gerçek Amacı Ne Olmalı?
Sonuç olarak, teheccüd namazının saati meselesi, aslında çok tartışılacak bir konu. Bana kalırsa, bu ibadet, gece kalkıp samimi bir şekilde dua etmenin, içsel huzuru bulmanın bir yolu olmalı. Ancak dinin katı kurallarına takılmak yerine, kalp temizliği ve niyetin ön planda olması gerektiği de unutulmamalı. Kimseyi gece kalkıp bu namazı kılmaya zorlamak doğru değil. Kaldı ki, her insanın günlük düzeni, iş temposu ve uykusu farklı. Kendi iç yolculuğumuza, kendi doğru bildiğimize göre hareket etmek, daha sağlıklı ve huzurlu bir yaklaşım olabilir.